GELİN KAYASI EFSANESİ
Alucra Koman köyünde insana benzediği düşünülen bir kaya vardır. Ankatılanlara göre, Koman köyündeki bir aile yayladan göçerken yemek yemek için bir yerde durur. Gelin, hemen sacı kurar ve hamur yoğurup ekmek pişirmeye başlar. Bir yandan bu işle uğraşan gelin, bir yandan da küçük çocuğuyla ilgilenir. Çocuğun altının kirli olduğunu anlayınca onunla ilgilenmekten ekmekleri sacda unutur. Ekmekler yanar ve gelin telaşa kapılır. Kaynana huysuz ve aksi bir kadındır. En ufak hatayı büyüten, bağıran ve kötü davranan bir insandır.
Kaynanasının huyunu bilen ve kendisine ağır sözler söyleyeceğini düşünen gelin,”Allah’ım, beni kaynanamın diline düşürme, eline bırakma, Beni taş et.” diye dua eder.
Bunun üzerine duası kabul olur ve oracıkta taş kesilir.
ZUN EVLİYASI EFSANESİ
Mahmut Çagırgan Hazretleri günün birinde Yavuz Sultan Selim Han’la tanışırlar. Fakat bu tanışıklık biraz olumsuz gelişir, tatsız olur.
Yavuz, bölgeyi gezmekte ve ordusuna yeni askerler toplamaktadır. Padişahın ziyareti esnasında ise Mahmut Çagırgan Hazretleri yedi kardeşi ile bir evde zikir yapmaktadırlar.
Yavuz, bölgede yeterli asker bulamamaktan yakınıp, bu zikir olayına çok kızar. Bahsi geçen kişileri de yakalatıp, bir fırına hapsettirir. Padişah, yarınki gün bu insanların akibetlerinin ne olduğunu görmek için köye yeniden gelir. Sıcak fırında beklemekte olan bu yedi kardeşinde sakallarının buz tuttuğunu hayretler içinde görür. Yaptığı şeyin bir hata olduğunu o anda anlar ve hepsinden de af diler.
DERVİŞ ALİ BABA
Alucra’nın Yuvacık Köyü’nde Derviş Ali Baba adında birine ait oldugu söylenen bir yatır vardır. Yatır akıl ve ruh hastaları ile çeşitli isteklerine kavuşmak isteyenler tarafından ziyaret edilir. Burada yattığına inanılan Derviş Ali Baba’yla ilgili olarak halk arasında şöyle bir efsâne anlatılmaktadır:
Doğuya sefere giden Osmanlı ordusu buraya gelince konaklar. Derviş Ali Baba eline birkaç yufka ve biraz yoğurt alarak askerlere ikram etmek ister. Ali Baba’yı gören padişah, ona nereye gittiğini sorar. Askerlerin yanına gittiğini ve elinde bulunan yiyecekleri askerlere ikram edeceğini söyler.
Bunun üzerine padişah, “Bunlarla bir ordu doyar mı?” diye sorar. O da “Ben dağıtayım, İnşallah doyar.” der. Götürdüğü yiyecekleri askerlere dağıtır.
Yiyecekler askerlerin hepsine yettiği gibi bir kısmı da artar. Durumu gören padişah, onun bir ermiş olduğunu anlayarak kendisinden özür dileyip, hediyeler verir.
