YILANTAŞI EFSANESİ
Kulpar (Giyimli), Güce’nin şirin bir köyüdür. Bu koy geçmişi çok eskilere dayanan tarihi bir yerleşim merkezidir.
Yıllar önce Kulpar’da yaşayan Ahmet Usta ve kızı Perişan kendi yağlarıyla kavrulur, geçinip giderlermiş. Bunlar da diğer köylüler gibi dağlara mısır ekerler, güz, gelince de bunların toplarlarmış. Ahmet Usta bir güz akşamı tarlasından toplayıp sayvana doldurduğu mısırları beklemeye giderken yolda bir ışık görür. Omzundaki tüfeğini çıkarıp ışığa doğru ateş eder. Işık bir ağaç gibi doğrulur ve ormanın derinliğine doğru devrilip, dereye akar. Işığın dereden nereye gittiği ve ne olduğu belli olmaz. Bundan sonra Ahmet Usta ateş ettiği yerde her gece bir ışık görür, fakat ışığı yayan nesneyi bir türlü bulamaz. Bir gece ormandan kestiği çengeli ışık yayan nesneye değdirip bırakır. Sabahleyin çengelin ucunda bulunan şeyi alıp sayvana koyar.
Günlerden bir gün Ahmet Usta çarşıya gider. O gün cebinde yalnızca beş parası vardır. Akşama kadar çarşıdan ne alacaksa alır, evinin bütün eksikliklerini giderir. Eve gelince cebindeki parasının hiç eksilmeden durduğunu görür.
Daha sonraları zenginleyen Ahmet Usta köyün yarısını satın alır. Bir anda zengin oluşu bütün çevreye yayılır. Bu sırada dağda aç kalan eşkıyaların bir kısmı Ahmet Usta’nın evini basar. Eşkıyalar ellerine geçirdikleri her şeyi alıp giderken, yılan taşı da onlarla birlikte gider. Yılan taşını eşkıyaya kaptıran Ahmet Usta’nın kazancındaki bereket de artık kaybolur.
