Tirebolu

BATAKDERESİ EFSANESİ

Tirebolu’nun İlit (Yemişli) Köyü’nün dogusunda yazları hemen hemen tamamen kuruyan bir dere vardır. Batak Deresi denilen bu derenin kaynağı köyün güneydogusunda bulunan mezarlığın eteğidir. İlkbaharda kar ve yağmur sulanyla coşan bu dere, bir çöküntü olan yatağını takip ederek Gelivera Deresi’ne kavuşur.

Anlatılanlara göre bu derenin yeri önceden ormanlıkmış. Bu ormanın içinde de çok büyük bir yılan yaşıyormuş. Yılanın, başında geceleri ışıklar saçan bir tas tasırmış.

Yılanın bu tası kendisini bulanı çok zengin edermiş. Öyle ki aksamdan içerisine konulan para sabaha iki katına çıkarmiş.

İlit Köyü’nden bir adam yılanın başında bulunan bu tası almaya karar vermiş. Yılan acıktığı zaman ormanın içindeki çimenliklere çıkar, başındaki tası bir yere koyar, onun ışığının aydınlattığı yerlerde bulunan kimya otlarını yayılırmış.

Adam yılanı takip etmeye başlar. Bir akşam abasını enine giyerek yılanın yayıldığı ormana gelir. Gizlice tasın yansıttığı ışığa yaklaşır. Yılan da bu sırada tasın biraz uzağında yayılıyormuş. Adam üzerindeki abasını yavaşça çıkararak tasın üzerine attıktan sonra bütün gücüye kaçarak oradan uzaklaşır. Üzeri kapanan tasın ışığı kesilince, yılan büyük çığlıklar kopararak çırpınmaya başlar. Onun bu hali üç gün üç gece devam eder. Ses kesilince yılanın öldüğünü anlayan adam, gidip tası alır. Yılanın öldüğü yer yılanın bağırıp çırpınmasından batmış ve büyük bir çukurluk oluşmuş ve buradan sular çıkmış. Buradan çıkan sular denize doğru akarak zamanla halkın Batak Deresi dediği dereyi oluşturmuş.

Bir başka anlatıya gõre burada yasayan yılan değil de ağzından alevler halinde zehir saçan bir ejderha imiş. Bu ejderha yakınından ne geçerse, insan olsun, hayvan olsun hepsini yermiş. Bu durum öyle bir hal almiş ki ejderhann oldugu tarafa giden hiçbir insan ve hayvan geri gelmez olmuş.

Bu hal böyle devam ederken İlit Köyü’ne silahlı bir yabancı gelmiş. Köylüler bu durumu adama anlatmışlar. Silahlı adam ejderhayı öldürebilecegini yalnız kendisine bir kazan taze inek sütü verilmesini istemiş. Köylüler hemen sütü hazırlamışlar. Adam kazanı alarak ejderhanın bulunduğu ormana gitmiş. Ejderhanın biraz uzağında bir yere kazanı bırakmış ve geri çekilerek oraya bir yere saklanmış. Taze süt kokusunu duyan ejderha hemen olduğu yerden çıkarak kazana doğru hareket etmiş. Adam silahını çekerek ejderhaya bir el ateş etmiş. Ejderhayı vuran adam koşarak süt kazanının içine girmiş. Böylece ejderhanın agzından püskürttüğü zehirden kurtulmuş.

Yaralanan ejderha kulakları sağır edecek derecede çığlıklar atarak debelenmeye başlamış. İste bu derenin yeri bu ejderhanın çığlıklar atarak debelenmesi sırasında oluşmuş. Sonra buradan sular çıkıp da bir dere oluşunca buraya “Batak Deresi” denmiş.