Yörelere özgü bıçaklar vardır. Bu bıçaklar kadimden beridir kullanılan, kalitesi,keskinliği ile öne çıkmış; geleneksel üretim yöntemleri ile üretilmişlerdir.
Ülkemizin bir çok yöresinde bu tür bıçaklar üretilmektedir. Sivas, Yatağan ve Sürmene bıçakları kalitesi ve keskinliği ile öne çıkmış bıçaklarımızdandır.
Giresun’da kadimden gelen bir demircilik kültürü vardır. Özellikle antik dönemde Giresun’da ve dağlık bölgede yaşayan Khalipler’in demiri işledikleri bilinmektedir. Giresun’un kalbimden gelen Bıçakçılık yaklaşık 2500 seneyi bulmaktadır.
Kadimden gelen bu Demircilik kültürü, Giresun’un bıçak kültürünü de yansıtmaktadır.
İşte kadim bir kültürden doğan Giresun saldırması bir savaşın seyrini değiştirmiş, bir milletin işgalden kurtulmasına vesile olmuştur.
Sakarya savaşında düşman hatlarımızda tehlikeli bir gedik açmış ve bu gediği genişledigini gören Mustafa Kemal Atatürk, komutanlarına derhal askere süngü hücumuna geçmeleri emrini vermiştir.
Ancak komutanları kendisine ellerinde ihtiyat kuvvet kalmadığını sadece Giresun’lu Topal Osman Ağanın birliklerinin kaldığını, omlarında süngülerinin olmadığını söylemişlerdir.
Bir an düşünen Mustafa Kemal Atatürk komutanlarına onların belinde eğri bıçaklarının olduğunu, o eğri bıçaklarla hücum etmeleri emrini vermiştir.
İşte bu yiğit Giresun uşakları düşmana Giresun saldırması adı verilen, eğri bıçaklarla saldırmışlar ve düşmanı geri püskürtmüşler ama yüzlerce şehit vermişlerdir.
İşte bu Giresunlu kahramanların ve bıçağın aziz hatırasını sadece bir usta yürütmektedir. Kim bilir belki de son usta olacaktır.
Giresunlu olarak bu bıçağın yaşaması, bir bıçağın bir savaşın, bir ulusun kaderini nasıl etkilediğinin çocuklarımıza aktarılması gerektiğini düşünüyorum.
Bıçak ustamız Haluk YÜCESAN’a sahip çıkılmalı, Giresun’un kadimden gelen bu kültürünün yaşaması sağlanmalıdır.
Nedim.
Hadi kalın sağlıcakla.

DOĞAYEN sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
