Giresun ilginç bir yer. Ne zaman, nerede karşıma ne çıkacağı belli olmuyor. Süprizler ile karşılaşıyorsunuz hemen her gün. Bügünki süpriz arapsaçı oldu. Yani yabani Rezene.
Sahil yolunda gördüm, deniz tarafında taşların arasında. Koparıp elimde ezince anason kokusunu saldı hemen.

Ege ve Akdeniz yemeklerin baş tacı, her derde deva bir bitki.
A, B grubu ve C vitaminlerinde zengin, kalsiyum, magnezyum, potasyum, fosfor ve demir deposu.
İçeriğindeki uçucu yağlar sayesinde mide ve bağırsaklardaki gaz sancılarını giderir, şişkinliği azaltır ve hazmı kolaylaştırır.
Geleneksel olarak emziren annelerde süt yapıcı özelliğiyle bilinir (ancak kullanmadan önce mutlaka doktora danışılmalıdır).
Yüksek C vitaminive antioksidan içeriğiyle vücut direncini artırarak hastalıklara karşı koruma sağlar.
Solunum yollarını rahatlatma özelliği vardır; özellikle öksürükve boğaz tahrişine karşı destekleyicidir.
İçerdiği A vitamini sayesinde görme yetisini korumaya yardımcı olur.
İdrar söktürücü özelliği ile vücuttaki ödem ve toksinlerinatılmasını kolaylaştırır.
İçindeki demirminerali, düzenli tüketildiğinde kan değerlerinin dengelenmesine katkı sağlar.
Dahasını siz araştırı verin.
Arapsaçı mitolojide sadece bir ot değil; bilgi, ateş ve ölümsüzlükle bağdaştırılan çok güçlü bir semboldür.

Prometheus tanrılardan (Zeus’tan) ateşi çalıp insanlığa armağan ederken, ateşi dev bir rezene sapının (arapsaçı gövdesi) içine gizlemiştir. Rezene sapının içi süngerimsi ve yanıcı olduğu için ateşi uzun süre sönmeden taşıyabilmiştir. Bu yüzden rezene, insanlığa bilgiyi ve medeniyeti getiren “taşıyıcı” olarak kutsal sayılır.
M.Ö. 490’daki meşhur Maraton Savaşı’nın yapıldığı yer, aslında uçsuz bucaksız rezene tarlalarıylakaplı bir ovadır. “Marathon” kelimesi doğrudan “rezene yetişen yer” anlamına gelir. Zafer haberini getiren habercinin koştuğu o meşhur yol, aslında arapsaçı kokulu tarlalardan geçer.
Şarap ve coşku tanrısı Dionysos’un asası olan Thyrsos, genellikle rezene sapından yapılırdı. Bu sapın tepesine bir çam kozalağı takılır ve sarmaşıklarla süslenirdi. Hafif ama dayanıklı olması sebebiyle ayinlerde ritüel aracı olarak kullanılırdı.
Antik inanışa göre yılanlar, arapsaçı yiyerek veya gözlerine sürerek görme yetilerini keskinleştirir ve deri değiştirerek gençleşirlerdi. Bu yüzden bitki, bilgeliğin ve yenilenmenin simgesi haline gelmiştir.
İşte bu kadar özel bir bitki.

Artık sahilde gezerken dikkatli bakın. Her gördüğünüze ot diye bakmayın.
Nedim.
Tanıyın, koruyun ve kollayın.
DOĞAYEN sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
