Turp Otu

Giresun’da yetişen bir başka lezzet. Yaprak saplarından salata, yapraklarından kavurma, çiçeklerini ister çiğ tüketin, ister kızartmasını yapın. Her haliyle güzel ve lezzetli bence.

Toplarken yaprak saplarının yeşil olmasına dikkat edin. Kahve renkli saplı olanlar biraz sert oluyor. Tabi yemeklerini taparken bir taşım haşlamayı da unutmayın.

Nerede bulurum diye düşünmeyin. Yol kenarlarında, parklarda ve bahçelerde çokça mevcut Giresun’da. Bizde çok yenildiğini görmedim. Ama Ege ve Akdeniz mutfağının baştacı, mezesi.

Vitamin dersen var, mineral dersen oda var. Şimdi tam zamanı, gerçi hemen hemen her zaman bulunuyor azda olsa. A, B grubu, C ve K vitamini deposu, demir, kalsiyum, potasyum ve magnezyum zengindir Turp otu.

Hadi birde insana faydalarına bakalım isterseniz. İçerdiği kükürtlü bileşikler sayesinde karaciğeri temizler, safra salgısını artırır ve karaciğer fonksiyonlarını destekler.

Çok yüksek C vitamini oranıyla vücut direncini artırarak özellikle kış hastalıklarına (grip, nezle) karşı koruma sağlar.

Yüksek demir ve folat içeriği sayesinde kansızlık (anemi) sorununa iyi gelir, halsizliği giderir.

Doğal bir idrar söktürücüdür. Böbrek kumlarının dökülmesine yardımcı olabilir ve idrar yolları enfeksiyonlarını önlemeye destek verir.

Lifli yapısı sayesinde bağırsak hareketlerini düzenler, kabızlığı önler ve mideyi rahatlatır.

Geleneksel tıpta romatizma ve eklem ağrılarını hafifletmek için tüketilmesi önerilir.

Göğsü yumuşatıcı ve balgam söktürücü özelliği ile solunum yollarını rahatlatabilir.

Birde mitolojik geçmişine bakalım, tarih içinde neler söylenmiş, anlatılmış Turp otu için. Antik Yunan’da bazı anlatılarda, tanrıça Leto’nun (Apollo ve Artemis’in annesi) hamileliği sırasında aşerdiği ve güç toplamak için yabani otlar (özellikle turp otu türevleri) yediği söylenir. Bu yüzden bitki, doğurganlık ve yaşam gücü ile ilişkilendirilir.

Tarım tanrıçası Demeter ile olan bağı ise mevsimseldir. Kış biterken topraktan ilk fışkıran yeşilliklerden biri olduğu için, Persephone’nin yeraltından yeryüzüne dönüşünün, yani baharın müjdecisi ve “ölümden sonraki yaşamın” sembolü kabul edilirdi.

Ay ve büyü tanrıçası Hekate‘ye adanan sofralarda (Hekate’nin Akşam Yemekleri), yol ayrımlarına bırakılan yiyecekler arasında yabani otlar ve turp kökleri bulunurdu. Bu, bitkinin koruyucu ve öte alemle bağ kuran bir gücü olduğuna inanılmasından kaynaklanıyordu.

Tanrıların bitkisi desek yeri aslında Turp otu için.

Biz her zamanki gibi yineyelim söylemimizi.

Nedim.

Ot deyip geçmeyin işte.


DOĞAYEN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın