Üniversitede yüksek lisans tezimi hazırlarken tanıştım bu otla. Dereli’nin Çalca köyünde yaşayan 105 yaşındaki Fatma teyze vermişti adını. Yaşlıların seferberlik dediği Kurtuluş Savaşımızda yaşanan kıtlık ve açlığın sembolu olmuş bir bitki Kazayağı.
Erken ilk baharda çıkar, kışın bittiğinin ilkbaharın başlangıcımın müjdecisi, fındık bahçelerinin süsüdür aslında.

Mitolojisine bakalım biraz. Şekil olarak biraz kaz ayağına benzer adını da nurdan almış belkide. Yunan mitolojisinde kaz ayağı bitkisi tarım ve bereket tanrıçası Demeter ile ilişkilendirilir. Bitkinin çok sayıda tohum vermesi ve en zorlu topraklarda bile hızla yayılması, onu Demeter’in sunduğu bitmek bilmeyen bolluğun bir simgesi haline getirmiştir. Hasat festivallerinde ve bereket ayinlerinde, toprağın gücünü temsil eden bu yabani otun da yer aldığı söylenir.
Antik Yunan’da kaz ayağı otu, mitolojik anlatılarda kahramanların ve savaşçıların tükettiği bir “güç kaynağı” olarak geçer. Antik dönemde atletlerin ve sporcuların dayanıklılıklarını artırmak için bu otu diyetlerine ekledikleri bilinir. Efsanelerde, savaşçıların yaralarını iyileştirmek ve onlara fiziksel direnç kazandırmak için kullanılan otlardan biri olduğu anlatılır.
Araştırırken karşına çıktı. Demir Çağı’nda yaşamış ve ayinsel bir şekilde kurban edildiği düşünülen Tollund Adamı‘nın midesinde kaz ayağı tohumları bulmuş. Bu, bitkinin antik toplumlarda sadece bir gıda değil, aynı zamanda kutsal törenlerin bir parçası olmuş gibi.

Bakalım besleyici özelliklerine. Hangi vitaminler, mineraller varmış. Ne dersiniz? A, B grubu, C ve K vitaminleri ile yüklü, kalsiyum, potasyum, demir, magnezyum, fosfor zengini.
Hadi şimdide faydalarına bakalım. birazda.
Yüksek oranda içerdiği C vitamini ve A vitaminisayesinde vücudun savunma mekanizmasını artırır, enfeksiyonlara karşı direnç sağlar.
En bilinen geleneksel özelliği, bağırsaklardaki kurt, tenya ve şeritlerin dökülmesine yardımcı olmasıdır. Doğal bir dezenfektan görevi görür.
Yüksek lif içeriği sayesinde bağırsak hareketlerini hızlandırır, kabızlığı giderir ve mideyi rahatlatır.
İçindeki yüksek demir ve folat miktarı, kırmızı kan hücrelerinin üretimini destekleyerek kansızlık şikayetlerini azaltmaya yardımcı olur.
Ezilerek lapa haline getirilen yaprakları; egzama, çıbanve ufak yaraların iyileşme sürecini hızlandırır. Ayrıca saç derisindeki kepek sorununa karşı kaynatılmış suyu kullanılabilir.
Süt ürünleriyle yarışacak düzeydeki kalsiyum ve magnezyum içeriği sayesinde kemik yapısını güçlendirir, özellikle yaşlılarda kemik erimesine karşı koruyucudur.
İdrar söktürücü özelliği vardır; kanı temizlemeye ve böbreklerin daha rahat çalışmasına yardımcı olur.
Karıştırmayın sakın ha. Maydanoza benzer ama belirgin kokusu yoktur. Baldıran otuna benzer biraz. Ama baldıran daha ince yapraklı, pis ve keskin kokulu, gövdesinde kahverengi çizgiler bulunur,
Zehirlenip kabahatli bende bulmayın emi. Dikkat edin.
Nedim.
Ot deyip geçmeyin emi.

Kavurduk…

Yumurtasını kırdık.

Afiyetle yedik.
DOĞAYEN sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
