Ege mutfağının vaz geçilmez otu, İstifno. Bizde ne kadar kıymetli hiç bir değeri yok. Neden zehirli biliriz de ondan. Aslında sadece minik domates gibi meyveleri zehirli imiş. Yaprak ve saplar ise zehirsiz. Egeliler keşfetmişlerki sadece yaprak ve yaprak saplarınıdan yemekler yapmışlar.
Sofur olarak da adlandırılan Solanum dulcamara (yaban yasemini) türü, parlak kırmızı meyvelere sahiptir ve ciddi şekilde zehirlidir.

Yenilebilen tür olan Solanum nigrum‘un bile yeşil (ham) meyveleri yüksek oranda solanin içerir ve tehlikelidir; sadece siyahlaşmış meyveler veya (pişirilmek kaydıyla) taze yapraklar tüketilmelidir.

Her ikisine de Sofur denmiş mutfakta. Ayırımı iyi yapmak lazım.
Ege’de Otun sadece körpe uç kısımları ve yaprakları elle koparılarak ayıklanır. Kaynar tuzlu suda yaklaşık 10-15 dakika haşlanır. Daha sonra salata, kavurma ve karışık sebze yemeklerinde kullanılır.
Çok dikkatli kullanın bence. Hatta risk dahi almayın.
Ama biz yinede faydalarına bakalım isterseniz.
İçerdiği flavonoidler sayesinde vücuttaki serbest radikallerle savaşır ve anti-enflamatuar (yangı giderici) özellik gösterir. Özellikle eklem ve romatizma ağrılarını hafifletmek için lapa olarak haricen kullanılır.
Karaciğer koruyucu (hepatoprotektif) etkileriyle bilinir; sarılık ve siroz gibi durumların tedavisinde geleneksel olarak destekleyici rol
Mide krampları, spazmlar ve hazımsızlığa iyi geldiği, ayrıca hafif müshil etkisiyle kabızlığı giderdiği belirtilir.
Yapraklarından elde edilen suyun egzama, sedef ve deri enfeksiyonlarında iyileştirici etkisi vardır. Ayrıca ağız içi yaralar (aft) için gargara olarak kullanılır.
Balgam söktürücü ve öksürük giderici özellikleri nedeniyle astım ve bronşit gibi rahatsızlıklarda rahatlama sağlayabilir.
Bazı bilimsel çalışmalar, bitki özütlerinin kan şekeri seviyelerini dengelemeye yardımcı olabileceğini göstermektedir.
Modern tıp araştırmaları, bitkiden izole edilen bazı bileşiklerin (örneğin solasonin) karaciğer, mide ve akciğer kanseri hücreleri üzerinde sınırlayıcı etkilerini incelemektedir
Mitolojik geçmişi de dolu dolu aslında.
Hint folklorunda ve mitolojisinde bu bitki, yıkım ve dönüşümün tanrıçası Kali ile ilişkilendirilir. Bazı tasvirlerde Kali’nin elinde bir dal İt üzümü tuttuğu görülür; bu, bitkinin hem yaşam veren (tıbbi) hem de yaşam alan (zehirli) ikililiğini simgeler.
Doğrudan bir ana figür olmasa da, İt üzümü genel olarak “Nightshade” ailesinin bir üyesi olarak yeraltı dünyası ve büyü tanrıçası Hekate’nin bahçesindeki bitkilerden biri kabul edilirdi.
Roman (Çingene) kültüründe, çocukların huzurlu uyuması ve kabuslardan korunması için bitkinin çocuğun yatağının altına konulması geleneği vardır.
Hayatın içinde olan bir bitki değil mi? Bizde niye it ya da köpek üzümü demişler. Ona da bakalım. Türk halk kültüründe “İt üzümü” veya “Köpek üzümü” olarak adlandırılması, bitkinin yabani ve kültüre alınmamış doğasına işaret eder. “İt” ön eki, genellikle benzer meyvelere (üzüm gibi) benzeyen ancak onlar kadar makbul olmayan veya tehlikeli olan yabani bitkileri nitelemek için kullanılırmış.
Nedim.
Zehirli de olsa. Şifa var.
Ot deyip geçmeyin emi.
Hadi kalın sağlıcakla.
DOĞAYEN sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
