Palamut Kayası mı? Belemüt Taşı mı?

Sadece bir taş mı? Neden bu isim verilmiş olabilir? Tarihi bir gerçekliği olabilir mi? Giresunlu bu taşı nasıl değerlendirebilir? Soruları ile başlamak istedim.

Sonra taşlıklar ve kayalıkların nasıl değerlendirildiği üzere kısa bir araştırma yaptım.

İlk örnek hemen yanıbaşımızdan Ordu’dan. Geçen yıl gündem oldu. Ordu’nun kayalıkları. Ordu Büyükşehir Belediye bir kayalığı düzenlemiş ve tur seferleri açmıştı. Halk da büyük rağbet etmişti. Orası sadece bir kayalık mı idi, kayalık idi.

İkinci örnek Danimarka’dan. Bir kayalığın üzerine oturtulan deniz kızı heykelinden. Sadece deniz kenarında bir kayaya oturtulmuş bronz bir deniz kızı heykeli. Oranın belediye başkanı bu heykel için bakın ne diyor. “Deniz Kızı Heykeli ülkemizin simgesi haline gelmiş, Hans Christian Andersen’in masalından esinlenerek yapılmıştır. En az Eyfel Kulesi kadar ünlüdür. Bazı turistler heykeli yakından görünce küçüklüğü nedeniyle hayal kırıklığına uğruyor. Ancak yine de önünde fotoğraf çekerek, Danimarka’yı ziyaret ettiklerini ispatlama yarışına giriyorlar. Deniz Kızı heykeli ülkemize MİLYONLARCA TURİST çekiyor.”

Gelelim bize. Her ne kadar ülkemizde heykel tartışması yaşansada bazı heykelleri görmek için insanlar müzelerimizi ziyaret ediyor. Para harcıyor. Tabi sanatsal değeri olan, mermerin dantel gibi işlendiği, halkların tarihi, kültürel, sosyal ve mitolojik yaşanmışlıklardan doğan heykellere. Öyle günümüzdeki gibilerden değil.

Gelelim bizim kayamıza. Belemüt taşına. Eski Yunanca Palamida, palamut anlamına geliyormuş. “P” harfi zamanla “B” harfine dönmüş olabilir mi? Bu alan tabi dil bilimcilerin işi. Dönmüş olabilir. Dönmese de Kıyı Emniyeti’nin kayıtlarında Palamut kayalıkları olarak geçiyor isim.

Bir kısmınız palamut ne alaka diyebilirsiniz. Az sabır. Palamutu konuşacağız şimdi. Giresun’la ne alakası varı konuşacağız.

Giresun adası ile ilgili en eski kayıtlar “ Rodoslu Apollonios’un Argonautica eserinde geçiyor. Kısaca Altınpost efsanesinde. Altınpostun peşinde bugünki Gürcistan’a giden ekibin torunları antik çağın en büyük savaşı kabul edilen Truva Savaşına katılmışlar. Truva Savaşı milattan önce 1250’ler civarında yapıldığına göre bu destan yaklaşı milattan önce 1300-1350 arası yaşanmış olmalı. Destanda Ares yani Giresun adasının karşısında yaşayan Mosineiko halkından bahsediliyor ki Giresun tarihi yaklaşık 3300 yıl civarına kadar geri gidiyor.

Bu halk geçimini tarım, madencilik ve balıkçılıktan karşılıyor. Dağlarda duranlar madencilik yapar iken sahil bandında yaşayanlar hayvancılık ve balıkçılık ile uğraşıyor. Bizi ilgilendiren balık tarafı. Milattan önce 400’lü yıllarda Yunanlı Filozof yazar Ksenephon’un yolu Giresun’a düşmüş. Mosineiko’ların balıkçılık yaptıklarından, özellikle Yunus balığının hem etinden hem yağından faydalandıklarından bahsetmiş.

Plinus ve bir çok antik yazar “Pharnakeia yöresinde ikamet eden halk (Mosineikolar) ve Khalybe’ liler hayvan yetistiriciligil, balikçilik ve madencilikle geçinirdi.” Plinius’ a 180 göre, Karadeniz’ de çok çesitli canli yasar ve burada balıklar hızla büyürlerdi. Öyle ki, balığın günlük büyüme oranı gözle görülebilirdi.

Strabon’ göre, özellikle Pharnakia yöresinde yapılan balıkçılık (bilhassa palamut avı), doğanın yöre halkına sağladığı bir nimetti. Zira, bu balik ilk defa burada yakalandığından bahsetmiştir.

Şimdi sorma zamanı. Palamut, Giresun için antik çağın en önemli avı ise ve ilk defa burada yakalandı ise nerede yakalanmıştır? Belemüt taşının ya da Palamut kayasında mı? Neden bu isimle anılmaktadır?

Sözü çok uzatmaya gerek yok değil mi? Palamut kayasının anlaşılıyor ki bir sosyal, kültürel, tarihi ve mitolojik bir geçmişi var. Neden bunu değerlendirmeyelim.

Palamut kayasına devasa bir palamut heykeli yapalım. Ada ziyaretçileri gider iken selfi yapsınlar. Rehberler kayalığın hikayesini anlatsın. Turistler anı ölümsüzleştirsinler.

Giresun kazansın. Giresunlu kazansın. Nedim.


DOĞAYEN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın