Siz Şaka Mısınız? Aksu Vadisi

Aksu, kaynağını Karagöl dağlarından alan, kıvrıla kıvrıla derin vadilerden geçerek Giresun adasının tam karşısından Karadeniz’e dökülen derenin adıdır. Adını bembeyaz köpüklü sularından alır. Tarihin her döneminde bir kutsiyet, bir olağanüstülük, bir kişilik yüklenmiştir Aksu’ya.

Öyle ki bu kutsiyet ta kaynağından başlar. Kaynağı Karagöl’dür Aksu’nun. İnsanlar Karagöl’ün bir kişiliği bir kutsiyeti olduğuna inanmışlar. Karagöl üzerine yeminler etmişler, dileklerinin yerine gelmesi halinde Karagöl’e kurban keseceklerine dair vaatlerde bulunmuşlar. Öyle inanmışlar ki Karagöl’e, eğer iyi bir insansanız her daim sisli olan gölün sisinin kalkacağına, eğer kötü ruhlu biri iseniz sisin kalkmayacağına inanmışlar. Kadimden beri kurbanlar kesmişler, adaklar adamışlar Karagöl’e.

Gelelim Aksu’ya. Dedik ya adını bembeyaz köpüklü sularından alan, yüzyıllardır inanışlara konu olmuş, her daim bereketin, iyiliklerin, huzurun sembolü olmuş Aksu. Dilek dilemişler Aksu’ya. Bembeyaz ak sularında yıkanmışlar sağlık ve sıhhat bulmak için. Sabahın seher vaktinde bembeyaz ak sularda çimen peri kızlarının Aksu’ya bıraktıkları sağlık, sıhhat ve güzelliklerinden faydalanmak için. Aksu kutsal sayılmış kadimden beri, adına şiirler yazılmış, türküler söylenmiş, maniler, hikâyeler, efsaneler anlatılmış, sevgililer kıyılarında buluşmuş. Birbirlerine söz vermişler ellerine artık başka kimsenin eli değmeyeceğine.

Aksuyu konuşalım istedim. Etrafındaki derin vadiyi konuşalım, Aksu vadisini istedim. Ama bugün sadece coğrafyasını. Coğrafyanın bir şehre neler kattığını, korunmaz ise nelere sebep olabileceğini konuşalım istedim.

Aksu Kara göl dağlarından başlar. Bu dağların etrafında irili ufaklı 7 adet göl vardır. Hepsinin karakteristiği, görünümü, yapısı bir birinden farklı, hepsi ayrı manzaralı göller. Hepsinin adının bir anlamı, hepsinin bir kutsiyeti vardır, halkın nazarında. Bu nedenle kadimden beri korunmuşlar, saygı durulmuşlar, incitmekten sakınılmışlardır.

Karagöllerden doğan Aksu, derin vadilerden suları toplar bağrında. Hepsine bir ana şefkati ile yaklaşır, hepsine kollarını uzatmış, onları sarmış sarmalamış gibidir. Eğribel’den Tamdere suyu, Kanlıhan da Uzundere suyu ile birleşir. İkisu da Aksu ile bir olur. Kaynağını Bektaş yaylasında, Yuva ve Hapan köylerinden gelen su, Yavuzkemal beldesinde birleşir. Kuzalan mevkiinde Aksu ile bir olur. Kürtün suyu adını Göksu olarak değiştirmiş Mavigöl ve Göksu travertenlerine analık yapmış, güzellikler katmış çevresine. Aksu Kotana mevkiine gelir, çağlayarak, türküler söyleyerek. Burada Kaynağını Kümbet yaylası ve çeveresindeki vadilerden akan suların oluşturduğu Güdül deresi ile bir olur. Yıldız köyü sapağına kadar. Çal, Yıldız, Yeşilkaya ve Heydere köylerinin vadilerinde oluşan derecikler buluşup Yıldız deresi olurlar. Ve Kuşluhan kalesine yakın bir mevkide Aksu ile bir olur orada.

Sırada Dereli vardır artık. Adını vermiştir burada şehre. Şehri tam ortadan böler. Kulakkaya yaylası eteklerinden bir su gelir buraya. Akkaya’dır adı. Burada bir olur Aksu ile Akkaya deresi. Sonra Çalca Köyüne ulaşır Aksu. Burada İçmesu, Meşeliyatak, Eğrianbar, Çalca’nın küçük vadilerinden toplanan suları alır koynuna. Sonra Yavşan deresi ile buluşur. Sanki yüzyıllardır buluşamayan sevgililer gibi. Sonra, sonra ne mi olur sonsuz aşkına kavuşur Aksu. Karadeniz ile bir olur. Adayı sarar Altınpostun peşindeki Jason’a, Savaş tanrısı Ares’e, antik dünyanın savaşçı kadınları Amazonlar’a, kralın kızına aşık olan çobana, sevgilisini bekleyen kralın kızına selam verir Aksu.

Biter mi Aksu. Bitmez gibi değil mi? Ama yüzyıllardır akan bir su, bir kültür bitmek üzere. Kendisi bittiği gibi etrafındaki yaşamı da bitirmek üzere. Hep beraber yapıyoruz bunu. Barbarca. Para uğruna.

Siz şaka mısınız? Kardeşim. Artık geç kalınmış bir yol ayırımındasınız. Turizm şehrimi, Tarım şehrimi yoksa bir maden şehri mi olacaksınız? Çünkü bu üç kalkınma modeli bir arada yürümüyor. Bunu geç olmadan anlamamız gerekiyor.

Yıllardır çabalıyoruz Turizm şehri olalım diye. Yatırımcılar davet ediliyor, alt yapılar oluşturuluyor, tanıtımlar yapılıyor. Doğru da yapılıyor. Nereye yapılıyor bunlar herkesin bildiği, doğrusu olduğunu düşündüğü, Giresun’un turizm yüzü AKSU VADİSİNE. Evet Aksu vadisine. Neden mi? Ziyaretçi sayısı ile övündüğümüz Mavigöl, Göksu travertenleri orada. Giresun’un üç önemli yaylası Kümbet, Kulakkaya ve Bektaş yaylaları orada. Tabiat parklarında Koçkayası, Kuzalan Şelalesi, Ağaçbaşı, Aymaç tabiat parkları orada. İlin en önemli su kaynağı, en yüksek tepeleri, gölleri orada. Aksu’nun oluşturduğu kıvrımlı vadiler nedeniyle oluşan manzaraları ziyarete gelen doğa yürüyüşçüleri, fotoğrafçılar orada.

Yıllardır uğraşıyoruz Tarım ve hayvancılığı geliştirelim diye. Nerede uğraşıyoruz AKSU VADİSİNDE. Küçükbaş ve büyükbaş hayvancılık yapılıyor, alpin çayırlarda. Yöreye özgü Karabaş ve Karagöz koyun ırkı besleniyor, Tokat Karayakalılar geliyor Karakaya koyunları ile. Samsun Çarşambalılar geliyor hayvancılık yapmaya oralara. Bektaş yaylası adete bir süt ve süt ürünleri pazarı. Her türlüsü üretiliyor orada. Dünyanın en kaliteli fındığı orada. 800 rakıma kadar yağlı fındık orada. Giresun’un mısır ambarı Aksu vadisi.

Yeni trendimiz Madencilik. Madenci şehri mi olacağız? Madencilik çalışmalarına bakıyoruz AKSU VADİSİNDE. Yıldız ve Çalca deresi kaynağında, Güdül deresi kaynağında, Kürtün deresi kaynağında, Akkaya deresi kaynağında maden. Kimileri çıkarıyor, kimileri sondajlıyor, kimileri helikopterle arıyor.

Yaban hayatı orada. Binlerce bitki, yüzlerce kuş, kelebek, mantar, yaban hayvanı, onlarca balık türü orada.

Dikkatiniz çekmiştir artık HEPSİ AKSU VADİSİNDE.

Devletimizin bir bakanlığı turizm yatırımları peşinde, bir bakanlığı tarımı geliştirme peşinde, bir bakanlığı maden ruhsatı dağıtmakla meşgul.

Giresunlu Aksu vadisini su havzası olarak görüyor. Projeleri duyuyoruz, Merkez, Bulancak ve Keşap ilçelerinin suyu buradan karşılanacakmış. E kardeşim suyun kaynağına maden ruhsatı vermişsiniz. Giresun belediye başkanı su sorununa acil çözüm için su kuyuları açıyor. Nerede tabiki de Aksu vadisinde. Giresunluya zehirli su mu içireceksiniz?

Birileri yanlış yolda. Nasıl olmalı? Sorusuna bana göre diye cevaplamak istiyorum.

Giresun’un kalkınması turizm, tarım ve tarım sanayiinden geçer. AKSU VADİSİNDEN GEÇER. Bakir coğrafya bozulmadan turizm ve tarım alanında sürdürülebilirlik araştırılarak, gelecek nesillere aktarım sağlanmalıdır. Öyle büyük büyük projelere de gerek yok. Geleneksel yöntemlerle devam edilsin, modern teknoloji ile desteklensin. Eğitim artırılsın. Sadece bu kadar.

Maden yatırımlarını tercih edeceklere ise sadece şunu söylemek isterim. Bizler misafirlerimiz ile gezerken belirli yüksek tepeler vardır. Onların zirvesinden Giresun’u anlatırız. Oralara bizim dilimizde ANAK derler. Oralardan Giresun’un üçte ikisini görürüz. Yaşanmışlıkları, kültürümüzü, coğrafi güzellikleri, efsaneleri anlatırız. Siz neyi anlatacaksınız. Şurası şunun, orası bunun madeni, şurada bir su içmiştik, şurada çimmiştik diye geçmişi yâd ederek anlatırsınız.

Madenden yana iseniz AKSU VADİSİNİ boşaltın. Yaşama dair bir emare kalmayacak çünkü. Uzakta aramaya gerek yok. Göksü travertenlerine uğruyorsunuz. “Kulakkaya çıkalım” dediğinizde beşyüz metre yukarıdaki çirkinliği, doğa katliamını görüyorsunuz. Burada ki katliamdan daha azını yapmayacak madenciler.

Son söz.

Giresunlu akıl tutulması yaşıyorsun, farkında mısın?

Siz şaka mısınız?


DOĞAYEN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın