Ebegümeci

İki türü olur bizde. Biri geniş yapraklı diğeri küçük yapraklı. Her ikisinin ortak yanı mor çiçekleridir.

Geniş yapraklılar sahile yakın yerlerde, küçük yapraklılarda yüksek rakımlarda olur. Ya da ben öyle gördüm. Anadolu’nun ot aşının ana malzemesi. İster çorba, ister kavurma, ister dible, istersen börek yapın.

Her türlüsüne yakışır Ebegümeci.

Anadolu’nun vaz geçilmez otudur o. Belki şifasından belki de ilkbaharın ilk yeşil sebzesi olması nedeniyle tüketilir. Ama biz şifası ile başlayalım.

A, B grubu, C vitaminleri bulunur bünyesinde, potasyum, magnezyum, demir ve kalsiyum minerallerince zengindir. Bakalım insanlığa ne faydası varmış.

İçerdiği müsilaj sayesinde boğazı yumuşatır. Kuru öksürük, bronşit, ses kısıklığı ve boğaz iltihabına karşı çok etkilidir.

Sindirim sistemini rahatlatır, mide asidini dengeler ve kabızlık sorununu gidermeye yardımcı olur. Gastrit ve ülser şikayetlerini hafifletebilir.

Vücuttaki iç ve dış iltihaplanmalarla savaşır. Özellikle ağız içi yaraları (aft) ve diş eti iltihapları için gargara olarak kullanılır.

Ebegümeci lapası; çıban, yara, şişlik ve egzama gibi cilt sorunlarının iyileşmesini hızlandırır. Cildi nemlendirir ve yatıştırır.

Hafif idrar söktürücü özelliği vardır ve idrar yolu enfeksiyonlarında rahatlama sağlayabilir.

Bazı yörelerde anne sütünü artırıcı özelliği nedeniyle tercih edilmektedir. Say say bitmiyor nedense.

Bakalım ne mitolojik unsurlar ve hikayeler yüklemiş insanlık ona. Antik Yunan’da ebegümeci, hem yoksulların karnını doyuran bir bitki hem de mezarların üzerine dikilen kutsal bir çiçekti. Ruhların öteki dünyada bu bitkiyle beslendiğine inanılırdı.

Ebegümeci, kıtlık zamanlarında Anadolu insanını tok tutan en önemli besinlerden biri olduğu için “yoksulun eti” veya “yabanın bereketi” olarak da anılır. Bulgurla yapılan yemeği (ebegümeci aşı), hem doyurucu hem de şifalı kabul edilir.

Ebegümeci diblesi

Nedim.

Ot deyip geçmeyin.


DOĞAYEN sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın